Atlara Özgürlük!..

Az önce köyümüz çevresinde yaşayan yılkı atlarının son temsilcilerinin bizimkiler tarafından telefonla kaydedilmiş görüntülerini izledim. Bu nasıl bir güzellik?

Yılkı atlarının yaşamlarının ne denli çetin olduğunu bilen bilir. Yaşam alanları daralan, çiftçiler, avcılar, her yeri kesen ve bağımsız alanları küçülten yollar yetmezmiş gibi dar alanlarda iyice sıkışan atların çetin doğa koşulları nedeniyle yaşamaları daha da zorlaşıyor. Ne mutlu ki halen daha hayatın her alanında; hipodromda yarış atı, kulüpte spor atı, sabanda çiftçi atı, arabada yük atı, faytonda ya da binicisinin altında yolcu atı, sirkte gösteri atı, ormanda dağda bayırda yetmez gibi filmlerde, kliplerde, güzellik unsuru olarak karşımıza çıkar atlar.

Şehirleşme ve motorlu tarıma geçişle birlikte pabucu dama atılan atlar, tarım ve ulaşımdan dışlanıp doğaya terkedilmeye başlanmış. Neyse ki doğa insanlardan daha yapıcı… Doğada kendi başlarına yaşam mücadelesi veren atlar, küçük gruplar halinde lider atlarının peşinde varlıklarını sürdürmeye çabalıyor. Yılkı atı olarak adlandırılan bu küçük at gruplarına benim doğup büyüdüğüm Terme Çayı çevresinde de oldukça sık rastlanırdı. Çocukluğumuz bu atların peşinde koşmakla geçti.

Atlar lider atların mücadelesi ile küçük gruplara ayrılır ve liderlerinin peşinde su ve çayırı takip ederek yürürler. Geçtikleri yerler insanlar karışmadığı sürece hep aynıdır. İlkbahar ve yaz aylarında çayırlar uzadıkça aynı yere dönüp gelmeleri biraz daha zaman alsa da kış aylarında turları daha hızlı olur. Tamamen ot verimi ve su ihtiyacına göre belirlenen bir döngü söz konusudur.

İnsanlar bu atların yaşadığı, otlandığı ve su içtiği yerleri çevirip çevirip tarım ve yerleşim alanı yaparlar ama atlar çaresiz kalıp girince de ‘mal sahibi mülk sahibi hani bunun ilk sahibi’ demeden atlara kızarlar; ‘bunlar bizim mısırlığa girdi, bizim çeltikliğe girdi’ diyerek çifteyi atların üzerine doğrulturlar… Köyler, kasabalar arasındaki yollar sanki onların yerine yapılmamış gibi atlar yola çıkmakla suçlanır ve belediyeler de bu atları yakalar. Çocukluğumdan hatırlıyorum; Terme Belediyesi anonslar yapar, yakalanan atlardan sahipli olanların alınmasını, sahipsizlerden isteyen olursa sahiplenilmesini isterdi. Sonraki yıllarda da zaman zaman özellikle bu tür haberleri eğlence malzemesi yapan TV kanallarında, yine Terme’nin yılkı atları haber olmuştur.

Yılkı atları buna rağmen sayıları azalarak da olsa hayatta kalmayı başardılar. Bu arada konformist hayvan severlerin bilinçsiz ve tutarsız ama etkili muhalefetine yenik düşen belediyelerin işin kolayına kaçışlarının sonuçlarını hep birlikte gördük. Ömründe bir kediciğin bile sorumluluğunu almamış insanların sadece görünen üzerinden dile getirdiği kolaycı bir talep; belediyelerin, bir zamanların ‘öğrencisiz maarif’ çözümüne sarılmasına yetti.

Bir nedenle gittiğim İzmir’in fayton atlarını sordum, ‘Sasalı doğal parkında’ dediler. Yolumu çevirip görmeye gittim, park görevlileri başka yere gittiğini söylediler. Ama İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ışık hızıyla ‘çözdüğü’ fayton atları ‘sorunu’nun arkasını kovalayan olmadı. Neyse ki aynı şeyi biraz daha dolaştırarak yapan İstanbul Büyükşehir Belediyesi, adalardaki atları yok besledi, yok veterinere gösterdi, yok sahiplendirdi derken atlar Hatay’ın Dörtyol Belediyesi’nde hiç edildi. İzmir ve İstanbul biraz olsun gündem olsa bile Türkiye’nin birçok yerinde benzer şeylerin yaşanmış olması mümkündür. Hatta İ.Ü. Veterinerlik Fakültesi’nin Atçılık ve Antrenörlüğü bölümünde yaşamını sürdüren atların da dağıtılması söz konusu. Okul yönetimi ‘bakamıyoruz’ deyince belediye de geri alıp ‘dağıtacakmış’. Bu konuda Valilik’in nasıl bir tutum içinde olduğuna ilişkin ise bilgi sahibi değilim. Bakalım onların sonu ne olacak?

At arabacısıyla, faytoncusuyla, belediyesiyle, Tarım Bakanlığı ile hayvan severiyle bir olup doğru düzgün, sağlıklı ve insancıl şekilde bakmayı başaramadığımız atları bari doğada rahat bırakın. Köylülerin kovalamasına, vurmasına, belediyelerin yakalamasına çare bulmak, kaçak olarak kesilip ucuz kıyma ve ‘kendin pişir kendin ye’ eti ya da hayvanat bahçesine yem olmamasını sağlamak için çalışmak en başta fayton atlarının önemli bir kısmının kayıp olmasına şöyle ya da böyle neden olan hayvan severlerin sorumluluğudur.

Eğer atlar artık tarımda, taşımacılıkla, ormancılık faaliyetlerinde, yarışta, sporda, askeriyede, güvenlik ve turizm alanlarında kullanılmasın isteniyorsa, her hayvan sever bir tane at sahiplensin ve kendi alanları yoksa bunların çok iyi bakıldığı at çiftlikleri var, oralarda yapılacak bakımını üstlensin.

Çok da haksızlık etmek istemiyorum ama demeden geçemeyeceğim, belediyelerin elindekilerden daha güvende olduğunu düşündüğüm yılkı atlarının durumu ve geleceğine ilişkin ‘Atlara Özgürlük’ esaslı görüş ve önerilerimi ayrıca belirteceğim.

İlker Altun

ilker@aysberg.com


Terme Yılkıları

Bu video Samsun’un Terme ilçesi, Mescitli Köyü içinde Terme Çayı ile birleşen ve Karadeniz’e akan Kızlar Çayı kenarında çekildi. Kendi halindeki bu atlar, küçük gruplar halinde varlıklarını sürdürmeye çalışıyor. Sayıları giderek azalan yılkı atlarının belki de son görüntülerini tüm okurlarımız görsün istedik…

Coğrafya ile birlikte Terme’nin yılkı atları da yok oluyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir